Ceza avukatlarımız şantaj suçu, unsurları, cezası konularında müvekkillerimize 1992 yılından beri avukatlık ve danışmanlık hizmetleri sunmakta ve ceza mahkemelerinde kendilerini gerek müşteki vekili ve gerekse sanık müdafi olarak temsil etmektedir.

İstanbul ceza avukatı ekibimiz ceza hukuku davaları konusunda edindikleri deneyim ve bilgiler çerçevesinde, müvekkillerimize en etkili sonucu sağlamak için avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedirler. Ülkemizde ceza yargılaması Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile yapılmaktadır. Türk Ceza Kanunu cezaları belirlerken, Ceza Muhakemesi Kanunu ise yargılamanın usul ve prosedürlerinin nasıl olacağını gösterir.

Ceza davalarına ilişkin olarak ceza avukatı kadromuz; şikayet dilekçesi ve eklerini hazırlamakta, Kollukta ve Savcılıkta ifade alınması sırasında hazır bulunmakta ve Ağır Ceza Mahkemelerinde sanık müdafi ve müşteki vekili olarak hizmet vermektedirler.

Şantaj Suçu, Unsurları, Cezası

Şantaj suçu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Hürriyete Karşı Suçlar başlıklı 7.Bölümünde düzenlenen bir suç tipidir. Korunan hukuki değer mağdurun hürriyeti, irade serbestisi içinde karar vererek hareket edebilmesi özgürlüğüdür.

Maddi yarar elde edilme amacı taşınması halinde ise söz konusu mal değeri de korunan hukuki değer kapsamında değerlendirilebilecektir. Tehdit suçu ile benzerlik göstermekte olan şantaj suçunda fail, mağduru bir işi yapması veya yapmaması konusunda zorlamakta; kimi zaman da hakkı olmayan bir kazancı sağlamaya çalışmaktadır.

Şantaj suçu, tehdit suçunun aksine şikâyete tabi değildir. Soruşturma makamı söz konusu durumundan ihbar veya şikâyet olmaksızın haberdar olsa dahi, re ’sen harekete geçip soruşturma başlatabilmektedir. Y

ine tehdit suçunda uygulanması söz konusu olan uzlaştırma şantaj suçunun faili için gündeme gelememektedir. Şantaj suçu nedeniyle bir dava açılabilmesi için, zamanaşımını kesen nedenler hariç olmak üzere; 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin geçmemesi gerekmektedir.

Şantaj Suçu Unsurları Cezası TCK’nun 107. Maddesinde Tanımlanmıştır:

Madde 107- 1) “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

İlk fıkrada birden fazla seçimlik hareket sayılmıştır. Kişinin bu suçun faili olabilmesi için var olan bir hakkını kullanıp kullanmayacağını veya yükümlülüğünü yerine getirip getirmeyeceğini karşı tarafa bildirmesi gerekir.

Bu beyan sonucunda oluşan korku ve tedirginlikten dolayı mağdur, kanunlarca kendisine yüklenen bir işlemi yapmak veya yapmamak konusundaki iradesini kaybetmektedir.

Mağduru Kanuna Aykırı Bir Şeyi Yapmaya Zorlama Suretiyle

Örneğin failin, öğretmeni olan mağduru daha önce yaptığı kazayı kolluk kuvvetlerine bildireceğinden bahisle tehdit ederek sınavından geçirilmesini sağlaması.

Failin söz konusu durumda suçu soruşturma makamlarına bildirmesi, hakkı olduğu kadar kanun tarafından kendisine yüklenen bir yükümlülükken; bu yükümlülüğü yerine getirmeyeceğini vaat etmek suretiyle mağduru kanuna aykırı davranmaya zorlamasıyla suç tipikliği ihlal edilmektedir.

Söz konusu durumda mağdur, dayatılan isteği gerçekleştirmek ile kendisi hakkında soruşturma başlatılması olasılığı arasında seçim yapmak durumunda bırakılmaktadır.

Haksız Çıkar Sağlama Amacıyla

Bu durumda fail, mağdura karşı yönelttiği beyanla kendisi içi bir menfaat oluşturmaya çalışmaktadır. Örneğin, fail kendisine karşı işlenen ve şikâyete tabi suç hakkında soruşturma makamlarına başvuruda bulunmamak için, şantaj suçunun mağdurundan maddi yardım istemesi; haksız çıkar sağlama amacı taşıyan bir eylemdir.

Yapılacağı veya yapılmayacağından bahsedilen durumun, mağdurun irade serbestisi için hareket etmesini önlemeye yeterli olmalıdır. Mağdurda, failin söylediği şeyi gerçekten yapması korkusu var olmalı ve bu korkunun tesiriyle davranışlarda bulunmalıdır.

Ancak kişinin gerçekten bir hakkının veya yükümlülüğünün olup olmadığı somut olaylar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Örnek olarak, haksız yere işten ayrıldığı düşüncesinde olan bir işçinin, işçilik haklarını elde etmek amacıyla; eski işverenini sigortasız çalıştırıldığı dönemlerden ötürü Sosyal Güvenlik Kurumu’na ihbar edeceğini söylemesi şantaj suçunun tipikliği ihlal etmeyecektir.

2)” Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

Maddenin bu fıkrası tehdidin özel görünüş hallerinden biridir. Fail kendisi veya başkasına bir yarar sağlanması amacını gütmektedir. Bunun gerçekleşebilmesi için de mağduru, kendisinin veya yakınının şerefi, namusu veya saygınlığı ile ilgili beyanlarda bulunacağı konusunda tehdit etmektedir.

Şeref veya saygınlığa zarar verecek nitelikteki hususun, şantaj yapılmasından önce gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra bu husus, herkesçe bilinmemelidir. Toplum tarafından zaten bilindik olan bir durumun açıklanması, mağdurda korku uyandırmayacağından onu zorla bir edimde bulunmaya da zorlamayacaktır.

Bir hususun isnat edileceğinden bahisle yarar sağlanması durumunda ise, isnadın gerçekten var olan bir durum olması gerekmemektedir. Mağdurun iradesini istemediği bir şeyi yaparak fail veya başkası lehine yarar sağlamaya elverişli olması yeterlidir. İsnadın meşru yollarla ispat edilebilir olup olmaması da önem arz etmemektedir.

Hatta tehdidin gerçekleşmesi dolayısıyla aslında olmadığı bilinen bir isnat nedeniyle, mağdur aleyhine bir adli- idari yaptırım uygulanması halinde şantaj suçunun faili hakkında ayrıca iftira suçundan da cezai yaptırım uygulanması söz konusu olabilir.

Mezkûr fıkrada yarar sağlanma saikı özel olarak aranmıştır. Bu maksadı taşımadan yapılan beyanlar Türk Ceza Kanunu’nun 106. Maddesinde düzenlenen tehdit suçunun oluşmasına yol açabilecektir.

Bu yararın da manevi yarardan ziyade maddi yarar olması gerekmektedir. Ayni, nakdi ve hatta bedensel tatminler de maddi yarar kapsamında sayılabilir. Konuyla ilgili olarak,

Şantaj Suçu Unsurları Cezası

Şantaj Suçu, Unsurları, Cezası için Bize Ulaşın

İstanbul’da faaliyet gösteren Akkaş Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu ceza avukatı kadrosu cezai şikayet, kovuşturma, soruşturma ve diğer ceza davası konularında müvekkillerimize avukatlık ve danışmanlık hizmetleri sunmakta ve ceza mahkemelerinde kendilerini temsil etmektedir.

1992 yılında kuruluşundan bugüne çalışmalarına devam eden Akkaş Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu‘na ve şantaj suçu, unsurları, cezası için avukat kadromuza İletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz.