LİMİTED ŞİRKETTE MAHKEME KARARI İLE ORTAKLIKTAN ÇIKARMA NASILDIR?

TTK’nin 551. maddesinin 3. fıkrasında, esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartıyla limited şirketin, muhik (haklı) sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Hüküm çerçevesinde bir limited şirket ortağının ortaklıktan çıkartılabilmesi için üç şartın sağlanması gerekmektedir. Bunlar; haklı sebeplerin varlığı, bu sebeplere istinaden esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak çoğunluğu ile ortaklar genel kurulunun ortaklıktan çıkarma kararı alması ve açılan davada mahkemenin çıkarma talebini uygun bulmasıdır.

Bununla birlikte çıkarılan ortağın, ortaklar genel kurulunun çıkarma kararını kabul etmesi halinde, çıkarma işlemi sonuçlanır ve artık mahkemeye başvurmaya gerek kalmaz. Ancak ortak tarafından çıkarma kararının kabul edilmemesi durumunda, şirket mahkemeden ortağın çıkarılmasını isteyebilir. Öte yandan, haklı sebebin ortaya çıkmasında ortağın kusurlu olup olmaması önemli olmamakla birlikte, haklı sebebin çıkarılacak ortağa isnat edilmesi önemlidir.

TTK’da ortaklıktan çıkarmada hangi hallerin “haklı sebep” olarak kabul edileceği hususunda bir düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikte, TTK’nin 187. maddesinde yer alan kolektif şirketlerin feshi yönünden öngörülen haklı sebepler, limited şirketlerde ortaklıktan çıkarmada da uygulanabilecektir. Anılan maddede haklı sebep; “şirketin kuruluşunu sağlayan fiili veya şahsi niteliklerin, şirket maksadının gerçekleşmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olması” şeklinde tanımlanmış ve özellikle; bir ortağın, şirketin idare işlerinde veya hesaplarının tanzimi hususunda şirkete ihanet etmesi, bir ortağın kendisine düşen esas görev ve borçları yerine getirmemesi, bir ortağın şahsi menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını suiistimal etmesi, bir ortağın uğradığı daimi bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan kabiliyet ve ehliyetini kaybetmesi hususları haklı sebep olarak sıralanmıştır. Ancak, bahsi geçen maddede sayılan haklı sebep halleri tahdidi değildir.

Şirketten çıkarma talebini değerlendiren mahkemenin, her şeyden önce çıkarmaya gerekçe olarak gösterilen haklı sebebin yerinde olup olmadığını, ortak hakkında verilecek çıkarılma kararı ile şirket içindeki ahenksizliğin giderilip giderilemeyeceğini, en son çare olması gereken çıkarma isteminde bulunmadan önce başka çarelere başvurulup başvurulmadığını kontrol ve tespit etmesi gerekmektedir. Mahkeme, objektif bir değerlendirme yaparak gerektiğinde uzman bilirkişinin görü­şünü de alarak çıkarılmaya gerekçe olarak gösterilen nedenin/nedenlerin hak­lı olup olmadığını takdir eder. Şirketten izahat istemek, çekimser kalmak, şirket aleyhine dava açmak, yöneticileri eleştirmek, şirketten çıkarma için yeterli sebepler değildir. Ortağın çıkarılmasına dair mahkeme kararı yenilik doğurucu niteliktedir. Çıkarılma, bu yoldaki kararın kesinleştiği tarihten başlayarak hukuki sonuçlarını doğurur. Kararın kesinleşme tarihine kadar ortaklıktan doğan hak ve sorumluluklar devam eder. Ortaklıktan çıkarma, iç ilişkide mahkeme kararının kesinleştiği tarih itibariyle, dış ilişkide ise tescil ve ilan ile sonuç doğurur.

Ortaklıktan çıkarma davasına bakmaya yetkili mahkeme, şir­ket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ti­caret mahkemesi, olmayan yerlerde ise ticari davalara bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesidir. Açılan davada şirket tüzel kişiliği davacı, çıkartılmak istenen ortak/ortaklar ise davalı konumdadır. Ortaklar bireysel olarak çıkarma davası açamazlar. Ancak Yargıtay bir kararında, üç ortaklı bir limited şirkette %55’lik paya sahip olan iki ortağın genel kurul kararı olmaksızın diğer ortağın çıkartılması için doğrudan açtıkları davada, TTK’nın 551/3. maddesinde aranan genel kurul muvafakatinin sağlandığı ve davanın şirket tarafından açıldığının kabulü gerekeceği yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.

Ortaklar genel kurulunca alınan ortaklıktan çıkarma kararının iptali için çıkarılan ortak üç ay içerisinde iptal davası açabilir (TTK md. 536 ve 381). Söz konusu kararın kanuna, esas sözleşmeye veya objektif iyi niyet esaslarına aykırı bulunarak iptal edilmesi halinde, artık limited şirket ortağın ihracını mahkemeden talep edemez.

İki kişiden oluşan limited şirketlerde haklı sebeplerin varlığı halinde ortaklardan birinin ortaklıktan çıkartılabileceği doktrinde kabul görmekle birlikte; Yargıtay’ın kökleşmiş kararlarında, iki kişilik bir limited şirkette ortaklardan birinin çıkarılmasına mahkemece izin verilmesinin mümkün olmadığı, bu durumun sonucu itibariyle tek kişilik şirketin devamına imkan tanıma neticesini veya şirketin infisahı sonucunu doğuracağı, yasa koyucunun ise bu sonuçları amaçlamadığı, iki ortaklı limited şirkette ortaklardan birinin şirketten çıkarılmasına izin verilmesinin istenemeyeceğinden bu ortağın ancak 551/2. maddede düzenlenen fesih hakkını kullanabileceği kabul edilmektedir.

Diğer taraftan, şirketin haklı sebeple çıkarma hakkı, sözleşme ile bertaraf edilemez. Ancak, şirket sözleşmesi ile bazı sebeplerin haklı neden sayılmaması veya bazı olayların haklı sebep kabul edilmesi mümkündür.

Bir ortağın şirketten çıkarılması ancak esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet edilmesi halinde geçerlidir. Bununla birlikte, çıkarılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen mallarından ödenmesi veya çıkarılan ortağın payının sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi hakkındaki hükümler gereğince paraya çevrilmesi ya da başka bir ortak tarafından devralınması durumunda esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümleri uygulamaya gerek yoktur (TTK md. 551/4).

Söz konusu yöntemlere başvurmadaki temel amaç şirket sermayesinin korunmasıdır. Çok az sermaye ile kurulabi­len limited şirketlerde çıkarılan orta­ğın hakları, genellikle itibari sermayeye dokunulmaksızın ödendiğinden veya çıkarılan ortağın payı, diğer bir ortak tarafından devir alındığından uygulamada esas sermayenin azaltıl­ması cihetine hemen hemen hiç gidil­memektedir. TTK’da çıkartılan ortağa ayrılma payının ödenmesi hususunda herhangi bir düzenleme yapılmamış olmakla birlikte, Yargıtay kararlarında ve doktrinde, yıllık bilançodan farklı olarak ayrılma bilançosunun hazırlanması ve hesaplamaların gerçek değer üzerinden yapılması gerektiği kabul edilmektedir.

< Yukarı